|
Çatalca, İstanbul
Çatalca'nın İstanbul'daki konumu
Bilgiler
Bağlı olduğu il: İstanbul
Yüzölçümü: 1.715 km2
Nüfus: (2007) 89.158 (TÜİK)
Nüfus yoğunluğu: 73 kişi/km2
Koordinatlar: 41°08'82 , 28°28'02
Belediye başkanı: İsmail İp
Genel ağ sayfası: www.catalca.bel.tr
Kaymakam: Yüksel Ayhan
Genel ağ sayfası: www.catalca.gov.tr
Çatalca, yüzölçümü itibariyle İstanbul ilinin en büyük ilçesidir. İstanbul'un
batı sınırında kurulmuş bir kent merkezidir.
1865 yılında, Tanzimat sonrası yapılan vilayet düzenlemelerinde Meclis-i Idare-i
Liva-yı Zabtiyye'ye bağlanan ilçe, 1924 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün emriyle
vilayet merkezi yapılmıştır. 26 Haziran 1926 tarihli kanunla tekrar ilçe haline
getirilerek İstanbul'a bağlanmıştır. Fatih Sultan Mehmet'in "bu şehri Allah'a
emanet ettim" dediği Çatalca stratejik yönden çok önemli bir ilçedir.
Coğrafi konumu İlçenin yüzölçümü 1715 Km²'dir. Sahil uzunluğu 135 Km.
dir. İl merkezine uzakligi ise 55 Km.dir. Güneyde Büyükçekmece'ye, batıda ise
Silivri'ye ve Tekirdağ iline komşudur. Doğudaki komşuları, Avcılar, Küçükçekmece
ilçeleri ile Gaziosmanpaşa'dır. Yüzölçümü itibarıyla İstanbul'un en büyük
ilçesidir.
İlçenin Karadeniz kıyısında Kuzey kesiminde Yıldız Dağlarının devamı olan
ormanlarla kaplı yükseltiler yer alır. Bunların Güneyinde verimli ovalar başlar.
İstanbul un içme suyu ilçe sınırları içindeki Durusu gölü ve Büyükçekmece gölü
baraj gölünden sağlanır. Yıldız deresi başta olmak üzere Durusu gölüne su
taşıyan birçok irili ufaklı dere vardır. Kent güney batısında 330 metreye kadar
yükselen ve Yıldız dağlarının devamı olan tepelerin ova ile birleştiği alanda
kurulmuştur.
Önceleri sancak ve vilayet iken 1926 yılında Çatalca Vilayeti kaldırılmış ve
ilçe olarak İstanbul'a bağlanmıştır.İlçe sınırları içinde merkez belediye'ye
bağlı 16 olmak üzere toplam 42 köy vardır.
Nufusu 22 Kasım 2000 tarihinde yapılan genel nüfus sayımına göre
Çatalca nufusu 81.589'dur. Nüfus artışı %0,66 düzeyindedir. Okur-yazar oranı
%99'dur.
beldeleri
Binkılıç
Çiftlikköy
Durusu
Elbasan
Hadımköy
Karacaköy
Muratbey
Tarihi Çatalca ilk çağ boyunca Metraj veya Matrai, Metron ve Metris
şeklinde anılmıştır. Bu adın neden verildiği kesin olmamakla birlikte bazı
kaynaklara göre Büyük Iskender'in yaveri (genarellerinden) Ayametris tarafından
kurulduğu tahmin edilmektedir. Bu generalin Ayametris ismine atfen Metris,
Metraj, Metron veya Matrai denildiği çeşitli kaynaklarda bildirilmektedir.
Bir başka kaynağa göre Osmanlılar zamanında Matrai adı unutuldu yerine Çatalca
denildi. Bu şehre Çatalca adının verilmesinin asıl nedeni kurulduğu yer ile
ilgilidir. Çünkü şehir çatala benzeyen bir dağın eteğinde kurulmuştu.
Atalarımız da fethettikleri zaman şehrin kuruluşu ile ilgili olarak "Çatalca"
adını vermişler ve o günden bu güne kadar bu ad değişmemiş hem şehir hem de
yöremiz aynı adla anılmıştır.
Meşhur seyyahımız Evliya Çelebi'ye göre ise Çatalca'nın bir başka adı daha
vardır. Bu isim de "Haniçe" Rumca bir kelime olup Büyük Iskender asrında
İstanbul'u onaran Kral Yağfur (Yekfur)'un kızı Haniçe'nin Yaylağı olması nedeni
ile babası burada büyük bir kale yaptırarak Rumca Haniçe adını vermiştir.
Fatih devrinde İstanbul kuşatması öncesi uzun süren direnişinden ve çetin
savunmasından veya bir nevi çetinlik hissedilmesinden dolayı "Çetince" adının
verildiği de rivayet edilmektedir. Zamanla da Çetince kelimesi Çatalca'ya
dönüşmüştür.
Traklar Dönemi Bazı rivayetlere göre İnceğiz Mağaraları ve Çatalca
Ayazma altındaki mağara Traklar dönemine ait yerleşmelerdir. Fakat, bu döneme
ait bilgiler pek net değildir. Çünkü; İnceğiz Mağaraları Erken Bizans Dönemi'nde
mezhep kavgalarından kaçanların da sığınıp barındıkları yerler olmuştur. Henüz
tarihlendirilemeyen Subaşı, Gökçeali, Pınarca köylerindeki mağaralar bu konuyu
aydınlatmak üzere arkeologların ilgisini beklemektedir.
Geç Roma Dönemi Yaklaşık olarak 2500 yıllık bir tarihe sahip olan
Çatalca bölgesinin ilk yerleşimi M.Ö. 450 sene önce Romalılar zamanında şimdiki
İnceğiz Köyünün bulunduğu yerde imiş. Fakat, bir süre sonra aslen Tatar ırkına
mensup olan kafilelerin Balkanlara akınları sırasında yakılıp yıkılmış ve
bilahare havuzlar mevkiinde akıncılar tarafından ikinci defa olarak inşa
edilmiştir.
İskender İmparatorluğu Dönemi Büyük İskender'in Asya seferi sırasında
(M.Ö. 331) Çatalca'nın bu ikinci yerinde de yanmak suretiyle felakete uğradığı
ifade edilmektedir. Bu ikinci yanışıdır. Bir süre sonra bugünkü yerinde üçüncü
defa olarak tekrar inşa edilmiştir. Bu döneme ait herhangi bir mimari eser
günümüze kadar gelmemiştir. Büyük Iskender asrında İstanbul'u onaran Kral
Yagfur'un kızı Haniçe'nin Yaylağıdır.
Bizans İmparatorluğu Dönemi Bizans İmparatorluğu döneminin önemli bir
yerleşim yeridir. Hatta Istanbul'un kapısıdır. Bizans imparatorluğu döneminde
birçok savaşlara sahne olmuştur. 375 yılında Macaristan'a gelen Hunlar, Balamir
idaresinde devlet kurmuşlar,
Muncuk' un ölümünden sonra Atilla iktidarı tek başına ele alınca I. Balkan (441)
ve II. Balkan (447) seferlerine çıkmış bu seferlerinde Çatalca'dan geçerek Büyük
Çekmece Gölü önlerine gelmiş ve Bizans'ı vergiye bağlamışlardır. Avrupa
Hunlarının bu hareketi Bizans Imparatoru Anastasius'u 507 - 511 yılları arasında
ilçemiz Çatalca'nın Karadeniz kıyısındaki Evcik Iskelesi (Plajından) 'nden
Silivri ilçesinin batısındaki Karıncaburnu'na kadar uzanan surları yaptırmak
zorunda kalmıştır. Bu surlar Çin Seddinden sonra Hunları durdurmak için yapılan
dünyanın ikinci büyük surudur. Ormanlık alandaki bölümü halen ayaktadır.
Bizanslılar döneminde yöre bol ağaçlık ve ormanlarla kaplı olması sebebi ile hem
bir av merkezi hem de Istanbul'un yakacak odun ihtiyacının karşılandığı yerdir.
Bizans döneminde Istanbul'un su ihtiyacını karşılamak için Gümüşpınar köyü
yakınlarında halen ayakta bulunan (Kurşun Germe ve Ballı Germe) bulunan su
kemerleri ile Istanbul'a su taşınmıştır. Günümüz de de İstanbul'un su
ihtiyacının büyük bölümü Çatalca havalisinden sağlanmaktadır.
Osmanlı Devleti Dönemi Bizans'ın elinden çıkıp Osmanlılara geçmesi ise
birkaç kez olup ilk defa I. Murad devrinde. 1373'de olmuştur. Son kez ise Fatih
devrinde Osmanlılara geçmiştir.
I. Murad Dönemi Zamanında fetih edildiği çeşitli kaynaklarda özellikle
I.H.Uzunçarşılı'nın eserinde belirtilmektedir. Evliya Çelebi'de ise Yıldırım
Bayezid zamanında ele geçirildiği bildirilmektedir. Murad I zamanında fetih
edildiğini güçlendiren ifade, Lala Şahin Paşa Bulgarlar ve Sırplar ile
Samakov'da savaşırken, Çatalca ve havalisinde bazı kaleleri zapt eden Sultan
Murad Makedonya Sırpları üzerine kuvvet sevk etmiştir.
I. Murad 1373 seferinde Çatalca taraflarına yürüyerek Inceğiz ve Çatalburgaz
kalelerine ve yine burada Polonya Kalesini aldı. Bu ifadeden biz Evliya
Çelebinin giriş bölümünde ifade edilen şehrin batı tarafında yalçın kayalar
üzerinde kalıntıları görünmektedir dediği kalenin Çatalburgaz Kalesi olduğunu
anlamaktayız.
Yıldırım Bayezid Dönemi Evliya Çelebi burayı Yıldırım Bayezid Han'ın
fetih ederek kalesini yıkıp Istanbul'u kuşatmaya gittiğini belirtmektedir. Sonun
da sulh ile Istanbul içine 70 Müslüman mahallesine 40.000 adamı barış ile
yerleştirdiğini fakat, Timur'a yenilip ateşli hummadan vefat edince Rumlar bütün
Müslümanları Istanbul'dan ve Çatalca'dan sürgün ettiler. Çatalca da ellerine
geçti diyor.
Çatalca Yıldırım Bayezid'in çocukları arasındaki taht kavgaları döneminde
Süleyman Çelebi tarafından kendisine yardımcı olan Manuel II'ye bırakılmıştı.
Musa Çelebi Çatalca'yı tekrar almıştır.
Ismail Hakkı Uzunçarşılı'nın Osmanlı Tarihi adlı eserinde Musa Çelebi ile Mehmet
Çelebi'nin Çatalca Inceğiz Köyü yakınlarında savaştıkları Mehmet Çelebi'nin bu
savaşı kaybettiğini ve bundan sonra Istanbul'a yaralı olarak kaçıp Bizans'a
sığındığını ve Anadolu'ya geçtiğini bildirmektedir. Musa Çelebi'nin bu olaydan
sonraki dönemde sert davranışları komutanların kendisine cephe almasına ve
Çelebi Mehmet'in sonraki dönemde mücadeleyi kazanmasına sebep olmuştur. Işte bu
sıralarda Çelebilerin tavizleri dolayısıyla Çatalca Bizans'a geçmiş ve tekrar
ele geçirilmesi ise ancak Mehmet II'nin (Fatihin Istanbul üzerine yürüdüğü
sırada zorlu bir kuşatmadan sonra ancak alınabilmiştir.
Fatih Sultan Mehmet Dönemi Evliya Çelebi, Çatalca'nın, 857 yılında,
Fatih Sultan Mehmet Han'ın Edirne'den Istanbul üzerine yürümesi sırasında,
Istanbul'un fethinden 50 gün önce, 4 aylık çetin bir direnişten sonra ele
geçirildiğini bildirmektedir. Bu Çatalca'nın son fethidir.
Fatih Sultan Mehmet, Çatalca'yı zorlu bir mücadele ile ele geçirdikten sonra,
şehri Mihaloğlu Ali Bey'e bırmış ve "Bu şehri Allah'a emanet ettim," diyerek
İstanbul'u kuşatmaya gitmiştir.
Fatih devrinde Topkapı Sarayı'nın kapısıyla divanhanesinin nakışlarını yapan ve
"Baba Nakkaş" diye şöhret bulan Şeyh Mustafa'nın adına Çatalca'ya yakın Baba
Nakkaş Köyü vardır. Bu köyün hizmetinden dolayı Şeyh Mustafa'ya (Baba Nakkaş)
bir kısım topraklarının dirlik olarak verildiği bilinmektedir. Çatalca'nın en
eski köylerindendir. Inceğiz ve Kalfaköy'de Osmanlı dönemindeki en eski
yerlerindendir.
İnceğiz ve Kalfaköy Camileri II. Bayezid dönemine tarihlenmektedir.
IV. Mehmet Dönemi "Avcı" lakabı ile tanınan IV. Mehmet avlanmak üzere
sık sık buraya gelmiş ve kentte uzun süre kalmıştır. Bu olay Çatalca'nın
gelişmesinde önemli bir etkendir. Bu nedenle Çatalca'da Hünkar Sarayı ve bahçesi
olduğunu Evliya Çelebi'den öğrenmekteyiz. Bunun yanında birçok sarayın
verlığından söz edilmektedir.
Avcı Mehmed'in uzun süre kaldığı dönemlerde Istanbul'dan sonra devletin II.
merkezi olduğunu görmekteyiz. Çatalca geçmiş dönemlerden beri bazı Bizans
hükümdarlarının ve Fatih döneminde av merkezi durumundadır. Kalfaköy'de
padişahların av köşkünden söz edilir, bunun yanında, Kalfaköy gibi bir köy
yerleşiminde hamam kalıntıları olması, burasının çeşitli Osmanlı padişahlarınca
avlak olarak kullanıldığını göstermektedir.
III. Selim Dönemi III. Selim döneminde Çatalca'nın önemli bir yer
olduğunu görmekteyiz. III. Selim Kabakçı Mustafa İsyanıyla tahttan indirilmek
istendiği zaman taht dan ayrılmadan önce kendisine Rumeli'ndeki Nizam-ı Cedid
ordusunu Istanbul' a çağırması teklif edilmiş. Bu teklife "olmaz, sonra Rus
orduları Çatalca'ya gelir." diyerek karşı çıkmıştır. Bu Çatalca'nın o dönemdeki
askeri önemini göstermektedir. Yine aynı olaydan sonra Kabakçı Mustafa'nın Bu
isyan sırasında Inceğiz yakınlarındaki (Kabakça) mağaralarda saklanması
dolayısıyla bu köyün ismi Kabakçı Mustafa'dan dolayı Kabakça şekline
dönüşmüştür.
Tanzimat Dönemi Uzun bir süre Eyüb kadılğına bağlı bir nahiye olan
Çatalca Tanzimat sonrası yapılan vilayet düzenlemelerinde Meclis-i Idare-i Liva-yı
Zabtiyye'ye bağlanmıştır. (1865). Daha sonra dört ilçenin bağlandığı
mutasarrıflık olduğunu görmekteyiz.1895'te bağımsız bir sancak olup merkez
nüfusu 5-6 bin, tüm nüfusu 60.000 civarındadır1. 1908'de 1900 km kare yüz
ölçümlü, 85.000 nüfus üç kazalı birinci sınıf sancaktır.
1893'lerde mutasarrıfı Mustafa Cevad Bey, 1907'den sonra mutasarrıfı Said
Bey'dir. Şu andaki kaymakamı Yüksel Ayhan'dır.
1893'de merkez kazadan başka iki kaza (B. Çekmece, Silivri) toplam üç kaza dört
nahiye, 93 köyden oluşmuştur. 1907'de toplam üç kaza üç nahiye 95 köy 9
çiftliktir. 1911'de mutasarrıf Mahmud Celaleddin Bey toplam üç kaza, dört
nahiye, 99 köy, 61 çiftlik.
93 Harbi'nde Çatalca İlk defa 1783'de Kırım'ın kaybı üzerine Kırım
Tatarlarının bir kısmı Çatalca Izzettin Köyü’ne yerleşmişlerdir. 31 Ocak
1878'de imzalanan mütarekeye göre Rus Askerini Çatalca'ya kadar gelmesi buradaki
istihkamların birinci hattını işgal etmesi ikinci hattın Osmanlıda kalması kabul
edilmişti. Bu demekti ki Ruslar Istanbul kapılarına dayandılar. Rus
Kuvvetlerinin Çatalca'ya kadar geleceği anlaşılınca Ingiltere hükümeti Istanbul
da çok sayıda göçmenlerin de bulunduğuna işaret ederek donanma gönderdiğini
bildirmiştir. Ingiltere donanmasının gelmesi rekabeti arttıracağından Osmanlılar
karşı çıkınca Ingiliz donanması Mudanya önlerine demirlemiş bunun üzerine Ruslar
da 12.000 kişilik bir kuvveti Çekmece' ye göndermişlerdir. Rus orduları bu
bölgede ilerlerken yakıp yıkmışlardır. 93 Harbi sonlarında Rus ordularının
Yeşilköy'e kadar gelmeleri üze-rine Çatalca çok büyük sıkıntılar çekmiş aynı
zamanda Rumeli'den kalabalık kafileler halinde (Osmanlı tarihinin en büyük göç
dalgası 1.500.000) Çatalca ve Istanbul' a doğru çok sayıda göçmen gelmiştir. Bu
göçmenler Çatalca ve havalisinde büyük sıkıntılara yol açmıştır. (Çatalca
halkının büyük bir bölümü bu tarihten başlayarak Balkan Harbi I.Dünya Savaşı,
Yunanistan ile yapılan mübadele ve çeşitli ta-rihlerde Balkanlardan gelen
insanlardan oluşmaktadır.
Balkan Savaşlarında Çatalca Çatalca'nın gördüğü en zor günler Balkan
Savaşlarının olduğu dönemdir. Bulgarlar karşısında bozguna uğrayan Osmanlı
ordusu son müstahkem mevkii olan Çatalca'ya 5 Kasım' da Nazım Paşa komutasında
gelmiş, 19 Kasım' da Bulgarlarla burada savaşa tutuşmuş Çatalca savaşı her ne
kadar Bulgarların yenilgisiyle sonuçlanmışsa da 3 Aralık 1912'de Çatalca tren
istasyonun da ateşkes antlaşması imzalanmış bu antlaşmada da Bulgarlar
murahhaslarının kurnazlığı ile masa başında kazanmışlardır. Âlaiye (Alanya)
taburunun baskına uğraması bu dönemdedir. Bulgarlar bir tabur askerimizi, henüz
yoldan yeni gelmiş bu redif (gönüllü) birliğini biraz da kayıtsızlığımızdan
yararlanarak ani bir süngü hücumuyla şafak vakti baskınla şehit etmişledir.
Hatta bu olayın olduğu sıralarda buraya gelen ordu komutanı Mahmut Muhtar Paşa
da yaralanmış. Türk kuvvetleri takiben bu birliğin intikamını almışlardır. 1913
Londra antlaşmasının imzalanmasından sonra Balkan devletleri Bulgarlar' a
saldırınca Türk kuvvetleri de Midye (Kıyıköy) - Büyükçekmece sınırını geçmişler
Çatalca bu sırada kurtulmuş fakat Bulgarlar çekilirken Çatalca'nın Müslüman
mahallesini yakmışlar bir tek Kaleiçi Mahallesi yakılmaktan kurtulmuştur.
(Hıristiyan Rumlardan dolayı) Bulgarların yenilgisini bir sebebi de
Osmaniye’den gelen redif taburunun getirdiği kolera, tifo vb. hastalığının
onlara da bulaşmasıyla büyük kayıplar vermelerindendir.
Bugün Balkan Savaşının en kanlı muharebelerinin geçtiği Çanakça, Dağyenice,
Yazlıkköy arasında kalan bu bölgede Âlaiye taburu anısına bir şehitlik
bulunmaktadır. Son dönemde hayırsever bazı şahıslar ve Alanyalılar tarafından
onarılmıştır. Bugün bu topraklar için kanlarını ve canlarını veren aziz
şehitlerimizi rahmetle anmaktayız.
Mondros'un imzalanmasın dan sonra Istanbul ve çevresi Itilâf Devletleri
tarafından işgal edilence Doğu Trakya’daki işgal sınırı Çatalca yakınından
geçiyordu. Istasyon ve demir yolu Yunanlıların kontrolünde idi. Milli Mücadelede
Çatalca'nın önemli bir yeri vardır. Ankara'dan gelen telgraflar da bunu açıkça
görmekteyiz "Çatalcasız bir Trakya ve Milli Mücadele düşünülemez" deniliyor.
Çatalca Trakyada Milli Mücadelede mühim rol oynamış Türk direniş kuvvetlerinin
üssü olmuştur. 17 Ocak 1913 günü Istanbul Üniversitesi konferans salonunda
yapılan Müdafaa-i Milliye Cemiyeti toplantısı sonradan kurulacak Trakya-Paşaeli
Müdafaa-i Heyet-i Osmaniyesi vb. cemiyetlere öncülük etmiştir. Çatalca ve
Çatalcalı vatan severler bu Trakya Paşaeli Cemiyetinin çalışmalarına Lüleburgaz
ve Edirne kongrelerine Istanbul'un bütün engellemelerine rağmen katılmışlardır.
Yunan kaynaklarına göre Venizelos - General Françe De Esperey konuşmasında
Çatalca'ya kadar Trakya'nın işgali kararlaştırılmıştır. 14 Ocak 1919 günü
Hadımköyünden Kuleli Burgaz'a kadar bütün demir yolunun ve istasyonlarının
işgali bütün Trakya Rumları, bilhassa Çatalca Rumları arasında Yunanistan lehine
göste-riler yapılmasına yol açmıştır. Yunan Başbakanı Venizelos konuşmalarında
Edirne ve Çatalca da 600.000 Rum vardır diyerek bu işgale kılıf hazırlamıştır. O
devirdeki en güvenilir Osmanlı istatistiklerine göre Edirne vilayeti ve Çatalca
Sancağında 850.000 Türk'e karşı 286.137 Rum bulunduğunu görmekte-yiz. Yazar
Tevfik Bıyıklıoğlu'na göre bu Rumları hepsi Grek değil, Trak, Hun, Avar, Peçenek
ve Koman (Kıpçak) Türkleri'nin Hıristiyanlaşanlardan olduğunu gösterir.
Iskitlerle Trakların akraba olduklarını savunur.
Mustafa Kemâl Paşa Milli Misak'a, Trakya mebuslarını gayreti ile Batı Trakya'nın
hukuki durumunun halkın hür iradesi ile belirlenmesi esasını madde olarak
koydurtmuştur. Bu Mustafa Kemâl'in Trakya Milli Mücadelesine verdiği önemi
göstermektedir. Milli Mücadele sırasında buradaki Osmanlı askeri deposu Itilâf
Devletleri kontrolünde idi. ( Çatalca deposu 449.227 Alman Fişeği, 1000 Mavzer
Fişeği ) Istanbul ve Çatalca'ya küçük Yunan Müfrezelerinin yerleştirilmesi Rum
Çetelerini Türklere karşı harekete geçirmiştir.
Istanbul'un işgali üzerine I. Kolordu Kumandanı Cafer Tayyar Eğilmez Paşa Doğu
Trakya'nın Istanbul hükümeti ile ilişkisini kesti ve seferberlik ilan etti.
Fakat Çatalca mutasarrıfı (Fevzi Toker ) Hadımköyünde ki Yunan askerini ve
Istanbul'un işgalinden şımaran Çatalca Rumlarının ayaklanması ihtimalini ileri
sürerek seferberlik emrini yerine getirmek istemiyordu. Zaten bir süre sonra
Çatalca'ya yakın yerler halkı terhis edilmiş, kolordu kumandanı da Tekirdağ
Çatalca'nın durumların dan (tavrından) memnun değildi. Çatalca Mutasarrıfı Fevzi
Toker Bey kolordu kumandanı ile Istanbul Hükümetinin arasını bulmaya
çalışmıştır, yazdığı 17 Nisan 1920 tarihli tez-kerede telgraf haberleşmesini
açmasını bazı telkinlerle anlattıktan sonra ancak açıldığı takdirde kongrelere
katılacak üyelerin faaliyetine izin vereceğim demiştir. Bu bir çeşit tehdittir.
Fakat sonuçsuz kalmıştır.
Edirne kongresinde özellikle Çatalca'dan da temsilci olması istenmiş ve Cafer
Tayyar Bey; ...vardır, merkez heyetimiz beş livayı da temsil ediyor diyor.
Çatalca Livası (Sancağı) Hayreddin (eski mebus), Halil Sadi (Çekmece
eşrafından), Hasan Şevket (Çatalca) katılmışlar ve merkez heyetine
seçilmişlerdir.
Yunan işgali sırasında Çatalcada 186. Piyade Alayının 1.Taburu ve Makinalı Tüfek
Bölüğü bulunmaktadır. Kolordu bazı planlamalarla muharebe vaziyetine geçtiğini
gizli emirle bildirmiştir. Bu Atatürk'ün Anadolu'ya geçişinden sonra verdiği
"Doğu Trakya ile ilgili hiçbir münakaşaya girmeyin ve her türlü tecavüze karşı
silahla savunun" demiştir.
Çatalca Rumları'na karşı Binbaşı Nidai Bey müfrezesi (200 kişilik milli müfreze)
Çatalca'ya gönderilmiş ve bu durum Büyük Millet Meclisi'ne Erkân-ı Harbiye-i
Umumiye Reisliğine 15 Haziran 1920 tarihli raporla bildirilmiştir. Erkân-ı
Harbiye-i Umumiye Reisliği bir süre sonra Yarbay Cemil Beyi Bulgaristan dönüşü
Çatalca Mıntaka Kumandanlığı'na tayin etmiştir. Yarbay Cemil Bey, Şakir Kesebir
ile işbirliği yaparak Çatalca Islam Cemaati teşkilatını canlandırmış ve milli
teşkilat için zemin hazırlamıştır. Çatalca hudut teşkilatı ve gizli teşkilat
Şakir Bey tarafından dikkatli ve gizli bir şekilde yapılmıştır. Bu gizli
teşkilatın üst düzey üyeleri, Çatalca eski Mebusu Hayreddin, Kurmay Yzb. Şerif,
Topçu Binbaşısı Sabri ve Jandarma Yzb. Derviş Beylerdi.
Doğu Trakya'ya Çatalca'dan gizlice gazete ve risaleler dağıtılarak Yunanlılara
karşı mukavemet arttırılmıştır. 1922 sonlarında Çatalca'dan Yunanlılar üzerine
akınlar yapılmıştır. Bu akınlarla Mudanya Mütarekesine göre Türk jandarma
taburları henüz gelmeden Yunanlıların verebilecekleri zararlar en aza
indirgenmiştir. Yunanlıların götürmek istediği Türk rehineler de kurtarılmıştır,
Murat Bey (Kızanlıklı Murat Tunca) taburu ile Türk köylerinin yağmasını
engellemiştir. Lozan barışına kadar Podima (Yalıköy) - Kalikratya(Mimarsinan)
hattı sınırlanmış fakat Türk idaresi yerleşmişti. 8 Ekim 1923'te son Itilaf
devletleri askerleri Çatalca'yı terk etmişler ve bu suretle Çatalca T.B.M.M.
Hükümetine ve Türkiye Cumhuriyeti'ne geçmiştir. Ali Seyfi Tülümen'in, Ali Galib
Beye gönderdiği 28 Teşrin-i Sani 1920 tarihli mektubunun bir bölümünü buraya
almakta fayda görüyorum. "Trakya Türktür ve Trakya Türkleri ancak Türk Bayrağı
altında mesut olabilirler..." demektedir.
Milli mücadelenin kazanılması ve cumhuriyetin ilanıyla Çatalca sakin ve huzurlu
bir döneme girmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Yunanistan ile yapılan nüfus
mübadelesi gereğince bu havalideki Rumlar Yunanistan'a göç ederek orada Nea
(Yeni) Çatalca'yı kurmuşlar, Yunanistan'dan ise çok sayıda Türk Çatalca ve
havalisine gelerek merkeze ve Rumların terk ettiği köylere yerleştirilmişlerdir.
Hatta bu Yunanistan Türkleri'nin gemi ile Mimarsinan limanına gelişinde bizzat
Mustafa Kemal'inde karşılamada bulunduğu ifade edilir. Yunanistan'ın Trakya'da
fazla Rum bırakmak istemesi üzerine T.B.M.M. Hükümeti Çatalca'yı 1924'te geçici
olarak il yapmış 26 Haziran 1926 tarihli yasa ile tekrar ilçe haline getirilerek
Istanbul'a bağlanmıştır. Çatalca'nın il yapılmasıyla Yunanistan'ın Istanbul ve
çevresinde fazla Rum bırakmak şeklindeki oyunu bozulmuştur. Çatalca cumhuriyet
döneminde gelişimini ve büyümesini sürdürmektedir.
Istanbul'un kuruluşundan beri Istanbul'a yakın önemli bir yer olması sebebi ile
Çatalca tarihte askeri istila, hareket ve birçok savaşlara sahne olmuştur.
Çatalca'nın özellikle üç önemli olayda askeri bakımdan önemi görülmektedir.
Bunlar sırasıyla Bizans, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerindedir.
Cumhuriyet Döneminde Cumhuriyet döneminde de Çatalca askeri önemini
korumaya devam etmiştir. II. Dünya Savaşının çıkacağı anlaşılınca bu bölgede
Anastasius Surları ve Balkan Savaşları müstahkem mevkiine paralel olarak o
dönemin hükümeti tarafından Alman istilasına hazırlık olmak üzere Karadenizden
Marmara'ya uzanan bir savunma hattı yapılmıştır. O sırada genelkurmay başkanı
olarak Mareşal Fevzi Çakmak bulunduğundan bu hatta Çakmak Hattı adı verilmiştir.
Durusu gölü yakınlarından başlayıp Büyükçekmece'ye kadar iki hat şeklinde askeri
koruganlar (siper, mevzi),bazıları büyük bazıları küçük koruma ve saldırma
yerleri yapılmıştır. Duvar,tel ve demir engellerle bu mevziler birbirlerine
bağlanmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında da Çatalca ve köyleri halkı bir hayli
sıkıntı çekmişler, hatta bir kısmı Anadolu'ya geçmişlerdir.
|